1.7.19

DİDİM BARINAĞI KEDİ BÖLÜMÜ VE YETERSİZ PERSONEL SORUNU!




Bir önceki gün bebek kedi almak için gittiğim barınağın kedi bölümünde ki bakımsızlık ve ölü kediler karşısın da, gördüklerimi fotoğraflayıp sizlerle paylaşmıştım. 

Bu bölümle ilgili bir ihmal söz konusuydu. Daha önce kısırlaştırma için barınağa gidişlerimiz de eleman ve yönetimden kaynaklı eksiklik ve sorunlar olduğu belli oluyordu. Neden kaynaklandığını ertesi günü gidince daha biraz daha net öğrenmiş olduk.

Perşembe günü akşam yayınladığım fotoğraflardan sonra belediyeden yetkililer oraya ulaşmışıp bir enceleme olmuş. Bunu başka kaynaklardan öğrendim.

Cuma sabahı da saat 09.30 da eşimle, temizlik yapmaya söz verdiğimiz için barınağa gittik. Çünkü oradan almak istediğim canlar vardı. Onlara yapılacak en iyilik oradan bir an önce çıkmalarıydı.

Bu bölümün sorumlusu bayan ve diğer erkek personel başındaydı. Bir gün önce dolu olan kafeslerin yarısı boşalmıştı. Birçoğu da boştu. Akşamdan kedi ölüleri temizlenmiş, yeni örtüleri serilmiş ve tabi kir ve ölüler gidince sineklerde gitmiş. Klima çalışıyor, anlayacağınız olması gereken gibi temiz. Tabi dün ölen ölmüş kalanlar kalmış. Ama hastalara bir tedavi uygulanmış görünmüyordu. Kedi evi sorumlusu bayan perşembe günleri izin günüymüş. Çarşamba akşam 5’den sonra kapatılan bu bölümün başında cuma sabahına kadar kendisi olamıyormuş. 36 saatlik bir zaman dilimi. Yetkili yokken, bu bölümle ilgilenmesi gereken kimse ilgilenmeyince, kimse gelip gitmeyince de benim denk geldiğim durum meydana geliyor. Yani hayvanlar ölmeye başlıyor. Kaka, idrar yemekler birine karışıyor. Bunlar bir araya gelince de sinekler hücum ediyor.


Kedi evinin yetkilisi daha önce gönüllü sonradan belediye çalışanı olarak görevine devam ediyor. Kendisi gerçekten çok zor bir görev üstlenmiş. Bu işin kesinlikle bir kişilik iş olmadığını az çok bütün can bakanlar bilir. Ben evimde ve bahçede dahi bunca yoruluyorsam, bu işin zorluğu bir barınak ortamında tahmin edemiyorum. Yani o kadar hayvana ne bir kişi, nede 2 veteriner yeterli. 

Anlayacağınız, orada birileri olmazsa, bu sürekli oluyormuş. Yani bir kere olan yada daha önce olmayan bir durum değil.Gözlemlerime ve duyduklarıma göre de bu durum bir süredir böyle. Yani o canlar o saatlerde başıboşlar…

İnsanlardan kurumlardan bahsetmek istemiyorum desem de, yine konu hep canlardan çıkıp insanlara geliyor işte. Şu canlarla ilgili durumlar da insanlar hep bir çatışma halinde  “o onu yaptı” , “bu bunu söyledi” . Herkes birbirine küskün, herkes birbirine diş biliyor. Kimse kimseyi istemiyor. Bu duruma şaşırmadım.Çünkü zaten Türk milleti olarak, bunları her yerde yaşıyoruz ve yapıyoruz. Birde susma olayı var tabi. Hep ört bas, hep bir her şey yolundacılık , ben halederimcilik.

Bazı şeyler vardır, onları tek başına yüklenemezsiniz. İnsan insana lazımdır. İyi veya kötü, ama insan gücü her daim ihtiyacımız olandır. İnsansız da yürümez çoğu şey. Kurumlar, bunu nasıl görmezden gelir. Nasıl bazı şeylerle insan gözleri boyamaya çalışırken, arkadan batırır. Neden, asıl özün kaynağını unutup, ucuyla oyalanır. Sen elinde ki canlara bakmazken, nasıl başka canları kurtarıyor pozları verebilirsin ekranlara? Bunlar olurken o bir avuç canı orada heba ediyorsunuz.

Kızdığım çok şey var yazmak istediklerim ve sormak istediklerim.

Ama gerçekten önemsediğim tek bir nokta var.

Neden belediye oraya personel almıyor? Gerçekten bu nokta da tıkanıp kalıyorum. 
Peki derneğimiz? Bizlerin sesi, gözü  ve kulağı olacak dernek. Neden barınakla bu kadar içli dışlıyken, içeri de bir takım sorun ve zorlukların yaşandığını biliyorken neden gerçekten yardım istemiyor üyelerinden. ?

Biz barınağımız da olup biteni bir şans eserimi öğrenmeliyiz. Toplantılar da dile geliyor mu? 
Yardıma gidilmiyor mu? Gidiliyorsa neden bu izin günü seçilmiyor?

Neden gönüllüler barınağa uğramıyor artık. Yetkililer neden bu insanları küstürdü…????


Size biraz kedi bölümünden bahsetmek istiyorum.

Kedi bölümü iki bölümden oluşuyor. Dış ve iç bölüm. Dışarısı da ki kafes bölümü de iki bölmeli, birinde yavru kediler, diğerinden yaşı büyük engelli kediler var. Yavru kedilerin birçoğunun gözleri enfeksiyondan dolayı kapalı, gerisi de halsiz ve bitkin. Hepsi oldukları yerde oturuyor ve o kadar zayıflar ki kemikleri sayılıyor. Oradan iyileşip çıkan olduğunu hiç sanmıyorum. Hepsi ölümü bekliyor ve belli ki ölüyorlar. Hemen hemen hepsi barınağa ya kedi evlerine getirilip atılmış ve ya telefonla “gelin alın” diyerek toplatılmış yavrucaklar. Bir gün gözlerini silmezseniz, gözleri kapanıyor. Antibiyotik vermezseniz, birkaç gün için de ölüyorlar. Hepsi özel ilgi bekliyor. Gözleri her gün temizlenmeli yoksa zaten kör oluyorlar. Sonu onun da tabi ölüm. Kör yaşam şansları hiç yok. Önlerinde kuru mama ve su ama çoğu halsizlikten ne mama ne su içebiliyor ve tabi yine ölüm.. Anlayacağınız her yer ölüm kokuyor.


Kedi bölümündeki kedilerin durumundan anladığım kadarı ile çok tedavi yapılmıyor. Gelen giden, hastalara bakmaktan orası hep üvey evlat gibi davranılıyor gibi. Ayrıntılarını bilmiyorum, duyduklarım bunlar. Kısırtırılmamış kediler varmış. Ayrıca engeliler ciddi zor durumda. Bölüm kışın sular içinde kalıyormuş. Gönüllüler sayesinde kum bölümü yapılmış, klima taktırılmış. Belediyenin oraya pek masraf ettiği yok. Oysa çok paralara da ihtiyaç yok zaten. Etraf yıkanırken, sudan kaçmak için duracakları bir raf olmadığı için kediler tellere yapışıyor. Hatta bebek ve hasta kedilerin bölümünde bir raf var amaçok yüksek. Bebek kediler zaten çoğu kör ve halsiz olduğundan sürekli o raftan düşüyorlar. Tırmala tahtaları artık kir içinde, mikrop saçıyorlar . Pis bir koltuk başı var. Atmak istedim ama onu tırmalıyorlarmış. Oysa kütük ve doğal bir malzeme konulabilir. Bu bölüm hep birilerinin sayesinde bir şekle girmiş.

Biz dün bu bölümü elimizden geldiği kadar temizlemeye çalıştık. Bütün yavru kedileri, elden geçirip, tek tek gözlerini temizleyip, damla damlattık. Bebeklerden en sorunlu 6 yavru kediyi kendi bakımıma aldım. Bir tane daha 3 aylık vardı. Gayet sağlıklı deli gibi dışarı çıkmaya çalışan birini daha aldım. Onun kardeşini ise box olmadığı ve telin dışında olduğu için kurtaramadım. Ama orada olmaması gereken kedi ve yavrular var.






Ve tabi şimdi Özlemi anlatayım!!!


Etrafı yıkarken bir kedi gözüme çarptı. Bir kolu komple açık yara halindeydi ve topallıyordu. Barınakta veya tedavi bölümünde olması gereken kedinin bu açık alanda böyle açık bir yara dolaşması beni çok şaşırtı. Kedi evi görevlisi onun bir senedir orada olduğunu söyledi. “Özlem” isimli bir bayan getirdiği için ismini “Özlem” koyduğunu ve yarasının hiç kapanmadığını. Veterinerler tarafından uyutulup kazındığını ama sonra tekrar açıldığını ve küçücük yaranın bir sene içinde bu hale geldiğini söyledi. Yani Özlem bir senedir barınakta ve bu durumda. Şimdi, bir yara neden kapanmaz? Bakımsızlıktan, tedavi görmediğinden? Ya da sebep nedir?



Özlemi sahiplenmek istediğimi söyledim, ilk önce olmaz dendi ama sonrasında ben “Özlemi” alıp oradan ayrıldım. Veterinerimle tedavisine başladık. Yarasındaki pis kabuğu kaldırdı. Bahçemde ki bir bölümde mikrop kapmayacağı bir alan da kendisine bakmaya başladım. Her saat başı ilacı sürülüyor. Sonra ona kıyamadım, bahçeye saldım. Bahçede daha mutlu oldu. Bir senedir o kafesin içinde oradan oraya bu yaralı ayakla yaşayan kedi artık benimle. Nasıl bu duruma gelir ve bir senedir barınağın içinde ki sağlık görevlileri tedavisi konusunda neden yetersiz kaldı bilmiyorum. Yine sorular sorular.

Dün aldığım bütün bebekleri güzelce temizledim. Bakımlarını yaptım, besledim. İlaçlarını verdim. Uyuşuk olanlar, bugün biraz bahçede dolaşmaya başladı. Savaşı kaybedebilirler ama en azından özgür ölsünler istiyorum.

Bugün kafeste olanlar, dışarı da olsa belki yaşam şansları daha yüksek olur. En azından bir şansları olur. Oysa hepsinin bu hayatını elinden almışız..

Sonu şu şekilde bitirmek istiyorum.

Lütfen barınağa gidip bir hayvan alın ve kurtarmaya çalışın.

Ayrıca duruma göz kulak olun. Benim gibi yapmayın. Her şey yolunda sanmayın. Gözlemleyin, kurumlara insan sözlerine çok itibar etmeyin. Canların durumuna siz şahit olun. Canları oralara terk etmeyin.

Olmuyorsa da çabasına ortak olmuş olun. Orayı hiçbir canlı hak etmiyor.

Çevreniz de barınağa hayvan bırakmayı düşünen, soran olursa lütfen izin vermeyin. Vazgeçirin. Kendi ortamında yaşam savaşına devam etmesi için ikna edin.

Ve lütfen özelikle hafta da bir gün bir arkadaşınızla gidip barınağa yardım edin.

Elinizden gelen neyse onu yapın. Mesela ben çok yorucu işler yapamıyorum ama etrafı suyla yıkayıp, , bebek kedilerle ilgilenebiliyorum. Giderken de birkaç temizlik malzemesi fena olmaz.

Belki bunlar olurken, belki personel sayısı artar, ortam daha iyi olur canlar tedavi olur, belli mi olur.

Bakın nasıl ülkeyi güzel yönettiğini düşünenlerle on yedi sene geçiriyorduk. Ama olmaz olmaz derken biri çıktı #Herseycokguzelolacak dedi ve umut yeşerdi.

Birlik olursak herseygüzelolur ancak.

Önemli: Bu yazımda kesinlikle ne insanlar ne de çalışanlar hedef alınmıştır. Sadece sistem ve kurumların bu olayı basite indirgemesi ve önemsememesi ve ihmali söz konusu olduğu aşikardır.

Belediyenin personel sayısını bir an önce atırması şarttır.

Ayrıca acil olarak kısırlaştırma projesi planlanmalı ve Özel bütün veterineler kısırlaştırma için gönüllü göreve çağrılmalıdır. Eminim ki çok kısa bir zaman da didim genelinde ki popülasyonu ciddi oran da azaltma şansına sahip olurlar.

Özel veterinerlere bu gönüllü seferberlikleri ve yardımları karşılığın da “Vergi almama, su faturası vs vs “gibi konular da teşvik sağlanabilir.

Bakın görün nasıl toparlanır.

Lütfen barınakları ; pislik yuvalarından ölüm yerlerinden hayvan hastanelerine çevirin.

Hayvan hastanesi ile ünlü bir şehir olun. Onları şehirlerin en pis ücra köşelerine atmayın. İnsanların ulaşamadığı alanlar da gizli saklı işler yapmaya çalışmayın. Onlar bu kadar şeyden daha fazla doktoru ve ilgiyi hak ediyor.

O zaman belki gerçekten hak ederek “hayvan haklarını savunanları temsil eden bir şehir “olursunuz.

Bir pazartesi akşamı beni sabırla okuduğunuz için teşekkür ederim.

Hepinize Sevgiler Saygılar diliyorum.



Bize Sevgi Dolu Yürekler Lazım

İnsanı İnsandan seçenler değil.







Hiç yorum yok:

Yorum Gönder